ForuMini-Adı Gibi Sevimli Tek Adres
Oyunlar Gruplar Bloglar Albümler Mini-Chat

Go Back   ForuMini-Adı Gibi Sevimli Tek Adres > Eğitim > Lise Bilgileri > Tarih

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19.04.08, 23:51   #1 (permalink)
ShaRp
 
HollySharp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
HollySharp - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Osmanlı Ordusunun Çektiği İşkenceler


Mutlaka Okuyun



Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.

Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı...

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar.

Tarihci:
Konu ile ilgili başka bir yazı...

İNGİLİZLER 15 BİN TÜRK'Ü NASIL KÖR ETTİ?...

I. Dünya Savaşı sonunda Filistin cephesinde İngilizlere esir düşen askerlerimiz balık istifi dolduruldukları vagonlarla Mısır'a götürüldü. Seydibeşir esir kampında ilaçlı suya sokulan esirlerden 15 bini kör oldu. İngiltere Yüksek Komiseri Amiral de Robeck, Türk basınının İngilizlere karşı iyi dil kullanmasını hafiften bir tebessüm ile Lord Curzon'a şöyle bildiriyordu: "İngiltere, Türkiye'ye karşı olan savaşta baş rolü oynadığı halde, bugün Türk gazetelerinde ve hatta milliyetçi gazetelerde bile iyi bir yer işgal ediyor"...

19. asrın ikinci yarısında Gordon Paşa, İngiltere Başbakanı ve Dışişleri Bakanı olan Lord Palmerson'a Sudan'dan yazdığı mektupta 'Ordunun işlediği suçlardan İngiltere halkı habersiz. İngiltere hırslı paşaların ve kör politikacıların eline geçti' diyordu.


Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu dünyanın en güçlü devletlerinin onu yok etme emellerine mani olabilmek için yedi cephede harp ediyordu. İçerde de Ermeniler gibi birçok etnik ve dini azınlığın ihanetlerine göğüs geriyordu. Dört sene süren savaş sonunda İtilaf Devletleri olarak isimlendirdiğimiz İngiltere, Fransa, İtalya kazanan taraf oldular. Artık Yeni Dünya Düzenini onlar şekillendireceklerdi..

I. Dünya Savaşı'nın önemli muharebelerinden olan Filistin-Sina Cephesi ve Kanal Harekatı'nda başarısız kalıp geri çekilen Osmanlı ordusundan çok sayıda asker İngilizler'e esir düştü. Kesin rakamı kimse bilmese de esirlerin sayısı onbinlerle ifade ediliyor.

Bu iki muharebede esir düşenler trenlerle cephe gerisi olarak kabul edilen Mısır'a getirilip İskenderiye'de Seydibeşir Kampında ve Kahire'de Nil Kışlasında tutuldular. Nil Kışlasında kalanlar daha ziyade yüksek rütbeli subaylardı. Mesela Medine'de esir edilen Medine Müdafii Fahrettin Paşa, Arabistan'da Hayber Cenginden sonra İngilizlere teslim edilen Kuşçubaşı Eşref Bey, Kahire'deki 'Kasr'un Nil' e getirilmişlerdi. Bu şöhretli kahramanlar hatıralarında bu kışlada İngiliz centilmenliğine yakıştıramadıkları muameleler gördüklerini anlatırlar.

Bir süre sonra İngilizlerin elindeki yüksek rütbeli Osmanlı subayları ve İstanbul'daki Türk milletine önderlik edebilecek evsaftaki aydın, yazar, siyaset adamları toplanacak ve dahası Osmanlı Mebusan Meclisi fiilen basılarak Osmanlı mebusları mahud Malta Adası'na sürüleceklerdi. Ne yazık ki bu trajik olay da kamuoyunda ehemmiyeti kadar bilinmemektedir.

Irak cephesinde İngilizlere esir düşen Osmanlı askerleri ise Hindistan'da, Birmanya'da kampta tutuldular. Mısır'daki esirlerin bir kısmı Kıbrıs'a sevk edildiler. Girit Adasında da Türk esirleri olduğu bilinmekte. Muhtemelen diğer adalarda da esirlerimiz olabilir ama o biçare insanlar hakkında ne yazık ki pek bir şey bilmiyoruz.

Seydibeşir Esir Kampı

I. Dünya Harbi içinde ve sonunda İngilizlerin Türklere en kötü muamele ettikleri esir kampı, Seydibeşir Esir Kampı olarak tarihe geçti. Tam adı "Seydibeşir Kuveysna Osmanlı Useray-ı Harbiye Kampı". Kamptan esirlerin gönderdikleri mektupların zarfında "Prisoner of War" (savaş esirleri) yazıyor. Burası aslında tek kamp olmayıp pekçok kamp vardı ve bunlar birbirinden numaralar ve tel örgülerle ayrılıyordu. Bu kamplarda Osmanlı esir sayısının 150 bine kadar çıktığını belirten kaynaklar var. Bu kadar kalabalık ve farklı farklı kamplarda tutulan esirlerin hepsine aynı muamele yapılmamıştı elbette. Türklerden başka Almanların da Seydibeşir'de ayrı bir kampta tutuldukları biliniyor.

19 Eylül 1334 (1918) tarihinde Filistin Cephesinde Kefer Til Dümdar muharebesinde esir düşen 16. Tümenin 48. Alayına bağlı Osmanlı askerleri Seydibeşir'e getirilirler ve 12 Haziran 1920'ye kadar esir kalırlar. İskenderiye şehrinin bir semti olan Seydibeşir'e Araplar Sidibişi diyorlar. Vefat eden tutsakların yattığı bir şehitlik ve yere batırılmış süngü biçiminde zarif bir abide hala o günlerin hatırasını taşıyor Sidibişi'de.

O senelerde Mısır Umumi Komutanı mahud General Allenby, Mısır Usera Müfettişi Albay Simson idi.

Dehşetengiz Olay

Aşağıda anlatacağımız vahim olayla ilgili belgeleri Cumhuriyet Arşivinde araştırma yaparken bulduk. Altında Atatürk'ün de imzasını taşıyan Hükümet Kararı dehşetengiz bir olayı ve bu hadisenin takip edilme kararlılığını taşıyor. Bu karara sebep de Meclis'te yapılan bir konuşma. Meclis Zabıtları'ndan konuyla ilgili konuşmayı bulduk. Ayrıca gizli celselerde görüşülme ihtimalini akılda tutarak Gizli Celse Zabıtlarını taradık. Daha sonra Türk-İngiliz ilişkiler tarihinden, I. Dünya Savaşı ile ilgili genel tarihlere, oradan özel hatıratlara kadar ulaşabildiğimiz kitaplara baktık ancak konuyu bulamadık.

Tarih belgedir

Daha önce de birçok bilinmeyen belgeleri gün yüzüne çıkaran Aksiyon Dergisi şimdi de son derece önemli bir belgeyi açıklıyor. Altında bütün bakanların ve Mustafa Kemal Paşa'nın TBMM Başkanı sıfatıyla imzası olan 78 yıllık belge şöyle diyor:

Bu belge bize Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin Mısır'daki Türk esir kampında İngiliz doktorlar, garnizon komutanı ve kamptaki İngiliz askerlerin onbeşbin esiri kasten sakat bıraktıları için haklarında siyasi takibatın başlatılması için harekete geçilmesinin karar altına alındığını gösteriyor.

Şimdiye kadar gizlenen bir suçla karşı karşıyayız. Öyle ki savaş suçu kapsamını aşan bu suçu ancak insanlık suçu olarak niteleyebiliriz.

Meclis'te ne konuşuldu?

TBMM Zabıt Ceridesi'ne göre 28.5. 1337 Cumartesi tarihinde yapılan Otuzyedinci İçtima'da Edirne Mebusu Faik ve Şeref Beyler sundukları takrirde İngiltere'nin Türk paşa, milletvekili, yazar ve sair meslekten aydınları Malta'da tutuklu kalmalarının ne devletlerarası hukuka ne de milletlerarası hukuka uyduğunu belirterek onların kurtulmaları için TBMM'nin gayret göstermesini istiyorlar. Takrirde eğer Malta'da İngilizlerin iddia ettikleri gibi savaş suçluları varsa bile bunları yargılama hakkı İngiltere'ye değil Türkiye'ye düşer denilmekte ve Türklerin elinde bulunan Rawlinson ve emsali İngiliz esirlerinin Malta'daki esirlerin iade edilmesine kadar salıverilmemesi istenmekte. Takririn sonunda ise "Mısır'da bililtizam İngiliz'in tathirat-ı fenniye bahanesi ile miktarı muayyeninden fazla (Krizol) banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri onbeş bin vatan evladının üzerinde irtikabedilen bu cinayetin müteammit failleri olan İngiliz tabibleriyle garnizon kumandan ve zabitlerinin tecrim edilmesini de ilave eyleriz" denilmektedir. Yani kamptaki Türk esirler dezenfekte etme bahanesiyle gereğinden fazla kimyevi madde katılmış ilaçlı suya sokulmuş ve gözleri kör edilmiştir.

Meclis'te Takririn okunmasından sonra söz alan Şeref Bey şöyle konuşur:

"Muhterem arkadaşlar; irfanınıza ruşenadır ki, İngiliz demek İslam düşmanı demektir, bunun ikinci
şıkkı yoktur. Kainatta ya İslamiyet var veya İngiliz yok...

Resmi vesaik ile isbat ederim ki; İstanbul'a mütarekeden sonra gelmiş olan ve Anadolu'nun ve Rumeli'nin bu vatanın namusunu müdafaa eden ve bu vatan için çarpışan çocukları İngiliz eline esir düştükleri zaman doğrudan doğruya Mısır'a sevk etmişlerdi. Bunları mahsus ihzar edilmiş bir formüle, muzadı taaffün maddeler içlerine, boyunlarına kadar sokuyorlardı... Fakat Türk çocuğu oraya girince bir İngiliz neferi başına dikiliyor ve süngüsünü uzatınca zavallı yavrucak başını içeri çekiyor ve iki gözü kör oluyordu. İngilizler böylece onbeş bin Türk'ün gözünü çıkarmışlardır. (Kahrolsun sadaları)

Sabrediniz efendim ve bunlar (kör olan askerler) mütarekeden sonra birbirinin eteğini tutarak İstanbul sokaklarında gezerken kendilerini gören İngilizler; bunun pek feci bir manzara teşkil ettiğinden naşi resmen Harbiye Nezaretine müracaat etmişlerdir ve kaydı da İstanbul Harbiye Nezaretinde mevcuttur."

Faik (Kaltakkıran) ve Mehmet Şeref (Aykut) Beyler aslen Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleridir. İstanbul'un işgalini müteakip Malta'ya sürüldükten sonra ancak 25 Nisan 1921'de TBMM çalışmalarına katılırlar. Faik Bey 16 Mayıs 1921'de 206 oyun 131'ini alarak Meclis İkinci Reis Vekilliğine seçildi.

Konuşmalardan anlaşıldığına göre olay harp sırasında oluyor. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi ile birlikte Savaş Esirleri iade edilecekti. Ancak kamplar hemen boşalmadı. Zaten fiziken de hemen boşaltılması zordu. Askerler Mısır'dan İstanbul'a gemilerle getiriliyorlardı. Şeref Bey'in ifadesine göre İstanbul işgali öncesinde kör edilen askerlerimizin bir kısmı İstanbul'a ulaşmıştı. Sakat askerlere öncelik tanınmış da olabilir.


29.09.1337 Perşembe günü Hasan Fehmi Bey'in başkanlığında yapılan TBMM Gizli Celsesinde de Edirne Mebusu Şeref Bey benzeri bir konuşma yaparak aynı iddiaları tekrarlamaktadır.

İstanbul'a gelen esirler

18 Temmuz 1919'da Mısır'daki esirlerimizin bir kısmı dönüyor başlıklı haberler yer alır basında. Ömer Sami Coşar'ın hazırladığı "İstiklal Harbi Gazetesi" isimli çalışmasında yukarıdaki tarihte şu bilgilere yer veriliyordu; "Şimdiye kadar İstanbul'a 600 ila 800 kişilik 9 posta gönderildi. Son kafile birkaç gün evvel bir Avusturya gemisi ile İskenderiye'den gelmiş. Şimdiye kadar gelenler Mısır'da Seydibeşir esir kampındandı. Bu kampta 150 bin esirimiz var. Son gelen 706 kişilik kafile 29 Eylül 1918 tarihinde Şam'da esir düşen 50. Alay'a mensup subay ve erlerdir. İstanbullular, terhis olmuş Anadolulular Selimiye Kışlasında beklemektedirler. Bunlara yevmiye 900 gram ekmek ve sabah-akşam yemek veriliyor."

İstanbul'a gemilerle esir gelişi 1920 yılında da devam edecektir.

Esirleri araştıran yok

Konuyu hazırlarken çok üzücü bir gerçeğin farkına vardık. I. Dünya Savaşı'nda, İmparatorluk Türkiyesi olarak yedi cephede harp ettik. Yüzbinlerce vatan evladını şehit ve gazi verdik. Bu arada yüzbinlerce genç insanımız da esir düştü. Maalesef Umumi Harpte verdiğimiz esirler hakkında yapılmış bir akademik eser yahut bir gazetecinin çalışmasına rastlamadık. Ne kadar esir verdiğimizi, bunun ne kadarının geri döndüğünü, ne kadarını esir kamplarında kaybettiğimizi hala bilmiyoruz. Yani savaşın insan kaynağı faturasını dahi henüz çıkarmış değiliz. Ne yazık...

Kararname

Malta'da mevkuf bulunanlar ile Mısır'da onbeşbin esiri kasden malül bırakan İngiliz tabibleriyle garnizon kumandan ve zabitleri hakkında Edirne Mebusu Şeref ve Faik beyler tarafından verilüp İcra Vekilleri Heyetine tensip edilen ve Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesinin 29.5.337 tarih ve zabıt ve kavanin kalemi 354/706 numaralı tezkere ile mürsel takrir İcra Vekilleri Heyetinin 28.6.337 tarihli içtimaında kıraat olunarak lazım gelen ... mütalaat-ı fenniye dermeyanı zımnında Sıhhıye ve teşebbüsat-ı siyasiyede bulunmak üzere Hariciye Vekaletine takrir sureti musaddakasının lefiyle işarı karargir olmuştur. 28 Haziran 337

Türk Dışişleri Bakanlığı: Araştırıyoruz

Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Genel Müdürlüğü'nden konuyla ilgili görüş istedik. Yukarıda neşrettiğimiz belgeyi kendilerine fakslamamızı istediler. Fakstan sonra görüştüğümüz yetkili konuyu incelemek için Dışişleri Arşivine girmek gerektiğini, oradan bulunacak belgelerin eski yazı bilen uzmanlar tarafından inceleneceğini, bütün bunların ise zaman alacağını bildirdikten sonra Dışişleri'nin konuyu araştırmakta olduğunu ifade etti.

Neil Frape (İngiltere Basın Ataşesi): Londra'ya sorduk

Konuyla ilgili olarak İngiltere'nin görüşünü İstanbul Başkonsolosluğu Basın Ataşesi Neil Frape'ye sorduk. Kendisi konu hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ancak Londra'ya sorduklarını, orada yapılan araştırmanın henüz bitmediğini, bittiği takdirde bizi bilgilendireceklerini söyledi.

TARİHÇİLER NE DİYOR?

Prof. Dr. Salahi Sonyel (İngiltere'de yaşayan tarihçi): Türk savaş esirleri hakkında bir çalışma hatırlamıyorum. Her sene Türkiye'den pekçok öğrenci geliyor İngiltere'ye ama doğrudan bizim tarihimizle ilgili konuları tercih etmiyorlar. Bu konuda İngiltere Savaş Bakanlığı (War Office) arşivinde belgeler bulunur.

Bilal Şimşir (E. Büyükelçi, Türk Tarih Kurumu Asli Üyesi): Ben Malta esirlerini yazdım ancak Mısır esirleri hakkında bilgim yok. Genelkurmay Askeri Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde bilgi ve belge olmalı. Andrew Mango (Türkiye Uzmanı, halen bir Atatürk biyografisi hazırlıyor): Harbin sonuna doğru Suriye'de çözülme olunca Halep'e kadar bölgede onbinlerce Osmanlı askeri İngiliz kuvvetlerine esir düştü. Bunlar güvenlik gerekçesiyle Mısır'a sevk olundular ve Mondros Mütarekesi sonunda serbest bırakıldılar. Ancak Türk esirleri hakkında bir araştırma yok. Yalnız Rusya'daki Türk esirleri hakkında bir makaleyi History Today dergisinden hatırlıyorum. Muhtelif cephelere göre resmi, askeri İngiliz harp tarihi yazıldı; oralarda sayısal bilgi bulunabilir.

Prof.Dr. Mehmet Saray: Bu konuda doktora yaptıracağımız Arapça ve İngilizce bilen bir eleman bulamadık.

Cemal Kutay: Olay doğrudur. İngiltere kendine emanet edilen savaş esirlerine karşı insanlık suçu işlemiştir. Mısır'da binlercesini ilaçlı suya sokmuşlar, kör olmalarına sebep olmuşlardır. 76 Türk askerinin tırnaklarını sökmüşlerdir. Bu işi de 1914-20 arasında Hint Mecusilerine yaptırmışlardır.

Yılmaz Öztuna: Benim babam Irak cephesinden esir alınarak Birmanya'ya Rangon yakınlarında bir kampa götürülmüş ve birkaç kaçış denemesinden sonra taş kırmaya mahkum edilmişti. Mısır esir kampında savaş suçu sayılabilecek muamelelerin yapıldığını tahmin etmiyorum. Böyle bir bilgim yok. Cumhurbaşkanlarımızdan Cevdet Sunay da teğmen olarak katıldığı Filistin Cephesinde İngiltere'ye esir düşmüştü. Ancak Meclis'te böyle bir konuşmayı ve bir hükümet kararını ortaya çıkardı iseniz onu yayınlamak gerekir.

Ertuğrul Zekai Ökte (Tarihi Arş. ve Dokümantasyon Merk. Kurma ve Geliştirme Vakfı Başkanı): Genelkurmay'ın Harp Tarihi Enstitüsünde bu konudaki belgelerin kaba tasnifi bitti. Bir kısmının da ince tasnifi bitti. Araştırmacıların buraya girip inceleme yapmaları gerekiyor. Bilinmeyen bir belge yayınlıyorsunuz. Çok önemli. Doç.Dr. Zekeriya Kurşun: Bulduğunuz belgeler Türkiye için çok önemli. Konuyla ilgili maalesef bir çalışma yapılmış değil. Belki sizin yayınlayacağınız belgeden sonra konuyla ilgilenecekler çıkacak.
__________________
CoD 4 Mw Mp Player By ForTunA*

[Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...]

Katkıda Bulunmak İstiyorsanız Yorum Yapın Lütfen.
HollySharp isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
ordusunun, osmanland#305



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:28 .

rss alexa Firefox 2