![]() |
|
|
|
#1 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: ForuMini..® Istanbul
Yaş: 18
Mesajlar: 2,981
Blog Başlıkları: 1
Rep Puanı: 6000
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İtibar Gücü: 67
|
Orijinal adı Sociedad Madrid Football Club olan ancak Kral Alfanso tarafından verilen bir kutsama unvanı sonucu Real ön adını alan, 2000 yılında yüzyılın takımı seçilen ve o zamandan beri isim yapmış tüm önemli yıldızları transfer ederek (Zidane, Figo, Ronaldo, Beckham gibi...) Los Galactios ünvanını alan Real Madrid, 4 yıllık süren La Liga şampiyonluk hasretine 2006- 2007 sezonunda son vererek taraftarlarını mutlu etti.
Bu 4 yıllık süreçte birçok çalkantılı dönemden geçen Real Madrid'in düşüşe başladığı olay , 2002- 2003 sezonundaki Vicente Del Bosque'nin teknik direktörlüğündeki şampiyonluktan sonra, o zamanki başkan Florentino Perez’ in Del Bosque'yle sözleşme yenilememesi oldu. Madrid ekibine yıllarını vermiş Del Bosque yerine Portekizli Carlos Queiroz'u getirilmesi ile hayal kırıklıklarıyla geçecek yıllar başladı. Bu süreçte sürekli teknik direktör yenileyen ve aralarında Camacho, Luxemburgo gibi ünlü teknik direktörlerinde yönettiği Real Madrid bir türlü istenilen başarıları yakalayamadı. Bu süre zarfında kadroya Zidane , Ronaldo , Beckham ,Baptista , Woodgate , Samuel gibi yüksek ücretli transferlerin yapılması da başarıyı getirmedi. Bunun başlıca nedeni ise hem kadrodaki çoğu oyuncusunun başarılara doymuş yıldızlardan oluşması hem de bunları takım haline getirebilecek ve sahada oynatabilecek teknik direktörün olmamasıydı. Bunu da yapabilecek tek kişi vardı... 1996- 1997 sezonunda bir sezon çalıştırdığı R. Madrid'i Ronaldolu Barcelona önünde şampiyon yapan İtalyan teknik adam Fabio Capello. Başkan Florentino Perez'in 2 Temmuz 2006 da istifa etmesiyle başkanlığa oturan Ramon Calderon'un ilk icraatı Don Capello'yu takımın başına getirmekle oldu. Capello da gelirken yanında Emerson ve Cannavaro gibi 2 önemli oyuncuyu getirdi. Mahamadou Diarra , van Nistelrooy ve son maçta şampiyonluğu getiren gollerin sahibi José Antonio Reyes, Arsenal'den kiralık olarak kulübe kazandırıldı. [Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...] Sezona iyi bir başlangıç yapan takım, ilk 5 maçta yenilgi yüzü görmeden 11 puan toplarken herkes Capello'nun sihrine daha da çok inanmaya başladı. Ancak 6. haftada Getafe deplasmanında alınan yenilgiyle beraber geçen sezonlarda yaşanan istikrarsız bir süreç başlamış oldu. Taraftarlar ve basın Capello'nun defansif bir futbol oynattığından şikayetçiydiler ve bu yıldızlar topluluğunun daha çok hücuma yönelik oynamalarını istiyorlardı. Ancak başarısız geçen 4 sezonda savunmada büyük problem çeken Madrid ekibinin temel sorununun defans olduğunu söyleyen Capello bu eleştirelere kulak tıkayarak kendi oyun felsefesini takıma adapte etmeyi başardı. İlk 19 maç bittiğinde 12 galibiyet 2 beraberlik ve 5 yenilgiyle Barcelona'nın 1 puan gerisinde ligi 38 puanla üçüncü sırada tamamladılar. Bu sürede onlar için çok önem taşıyan ve son yıllarda üstünlük kuramadıkları Barcelona’ yı Santiago Bernabau da 2 – 0'la geçerek taraflarını sevindirdi. Buna rağmen teknik direktör Capello eleştirilmeye devam ediyordu. Gerek büyük umutlarla transfer edilen Cassano ile olan problemleri, takımın en büyük kozu Ronaldo ile olan kilolarıyla ilgili diyalogları gerekse Beckham'ın Amerika'ya transfer olmasıyla onu kadro dışı bırakması nedeni ile eleştirilerin ardı arkası kesilmiyordu. Ocak ayı ara transferinde takımın en çok ihtiyacı olan gençleştirme operasyonu yapılarak yeni Roberto Carlos olarak anılan Brezilyalı Marcelo , Arjantinli Gago ve Higuain yüksek transfer ücretleriyle takıma katıldı. Ancak bu dönemde Brezilyalı forvet Ronaldo İnter'e transfer olarak forvet hattında büyük bir boşluk doğmasına yol açtı. 20 ve 21. haftalarda Villarreal ve Levante karşısında alınan 2 yenilgiyle düşüşe geçen Real Madrid, 22. haftadaki Sociaded galibiyetiyle çıkış sinyalleri verse de 3 haftada arka arkaya aldığı beraberlikler sonucunda 25. hafta sonunda 4. sırada ve lider Sevilla'nın 6 puan, 2. Barcelona'nın ise 5 puan gerisine düştü. [Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...] 26. haftada Nou Camp'ta Barcelona ile ölüm kalım maçına çıkan R. Madrid, çok iyi bir oyun ortaya koyarak 3 kere öne geçtiği mücadelede son dakikada Messi'nin golüne engel olamayarak galibiyeti kaçıran taraf oldu. Ancak gösterilen mücadele ve oyun, Los Galactios'un sezon sonuna kadar şampiyonluğu kovalayacağının sinyalleriydi. Bu arada şampiyonlar ligi çeyrek finalinde Bayern Münih'e ve Kral kupasında da R. Betis'e elenilmesi artık tek hedefin lig olduğunu gösteriyordu. 3 haftalık galibiyet serisi yakalayarak liderle arasındaki puan farkını 2'ye indiren ve şampiyonluk için oldukça ümitlenen takım, 30. haftada Santander deplasmanında bir hakem katliamına kurban giderek 1 – 0 öne geçtiği mücadelede tartılşmalı 2 penaltı sonucu sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Ancak bu mağlubiyet R. Madrid'in sezon sonuna kadar alacağı son mağlubiyetti. Sonrasında 6 haftalık galibiyet serisi yakaladılar. Bu galibiyetler arasında 2 maç var ki Madrid ekibinin şampiyonluğu ne kadar istediğinin bir göstergesiydi belki de... 34. haftada Espanyol'uu ağırlayan Madrid ekibi ilk yarıyı 3 – 1 yenik kapadığında, herkes artık bu işin bittiğini düşünüyordu. Ancak 2. yarıda öyle bir Real Madrid vardı ki buradan maçı çevirerek rakibini 4 – 3 yendi ve eski R.Madrid'in üstüne sünger çektiğini gösterdi. Bir sonraki haftada Huelva deplasmanında maç 2 – 2 devam ederken uzatma dakikalarında R. Carlos'un attığı gol şampiyonluğu işaret ediyordu. [Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...] 37. hafta ise futbolda herşeyin saniyeler içinde değişebileceğinin belgesiydi. Barcelona'nın önünde averajla lider durumda bulunan R. Madrid, zorlu Zaragoza deplasmanına gidiyordu. Barcelona ise Katalan derbisinde Espanyol'u sahasında ağırlayacaktı. Barcelona'nın kazanacağı düşünen ne kadar çok kişi varsa R. Madrid ise puan kaybedeceğini o kadar çok kişi düşünüyordu. Bu düşünceler her iki takım açısından son dakikaya kadar doğrulanıyordu ancak Zaragoza da V. Nisterooy'un attığı golle beraber saniyeler sonra Nou Camp'tan gelen Espanyol'un gol haberi bir anda her şeyin tersine dönmesini sağladı. Belki de bu gol dünya yıldızı olmaya aday olarak görülen Arjantinli Messi'nin futbol hayatını da olumlu yönde etkiledi. Çünkü Maradona ‘ nın 1986 Dünya kupasında İngiltere'ye birçok oyuncuyu çalımlayarak attığı golün aynısı Getafe karşısında atan Messi, aynı Maradona'nın yine aynı İngiltere karşısında attığı ve “ Tanrının eli “olarak adlandırılan golünün benzerini Espanyol karşısında attı. Şampiyonluk kaderini böyle “kötü” bir golle etkilemek istemesi kabul edilebilecek bir davranış değildi. Sonuçta Maradona ‘nın attığı gol “ Tanrının eli “ olarak adlandırılmıştı ve Barcelona'nın son dakikada yediği gol de “ Tanrının adaleti “ olarak adlandırılacaktı. [Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...] Bu sonuçlardan sonra son haftaya averajla lider giren R. Madrid sahasında Mallorca karşısında yenik duruma düşüp Barcelonalılara kısa bir süre sevinç yaşatsa da, inanılmaz şeylerin olduğu sezonda şampiyonluğu kendi evlerinde bırakacakları düşünülemezdi. Ve özledikleri bekledikleri şampiyonluğa kavuşarak 30. La Liga şampiyonluklarını kazandılar. Böylece Avrupa lig şampiyonları arasında en çok şampiyon olan takım ünvanını, PSV Eindhoven ile paylaşmaya son verdiler. Bu zaferde kuşkusuz Fabio Capello'nun emeği tartışılamaz. Beckham'ı kadro dışı bırakma yanlışından çabuk dönerek onu oynatmaya başlatması, mücadele eden oyuncuyu yıldız oyunculara tercih etmesi, oyuna pozitif yönde müdahale edebilmesi, taktik ve motivasyon yönünden futbolcularla iletişimi kısacası her şeyiyle dünyanın en iyi teknik adamı olduğunu yine gösterdi. Beckham'ın belki de futbol hayatının en iyi ve mücadeleci maçlarını çıkartarak R. Madrid'teki bu son sezonunda şampiyonlukta söz sahibi olması ve sadece özel hayatıyla gündeme geldiği R. Madrid'ten futboluyla veda etmesi, Roberto Carlos'un şampiyonlukla 11 yıl formasını giydiği R. Madrid'ten herkesin önünde eğilerek Fenerbahçe ‘ye uğurlanması, Van Nisterooy'un golcülüğünü burada da konuşturarak ilk sezonunda 25 golle gol kralı olması ve Altın ayakkabı ödülünü 1 golle Totti'ye kaptırması da R. Madrid' in şampiyonluk yaşadığı bu sezonda akıllarda ve tarihde yer alacak anılardı. Bu sezon İspanya'nın kralı Real Madrid oldu, bakalım seneye La Liga'nın kralı kim olacak. Bir başka şampiyonluk serüveniyle görüşmek üzere…
__________________
[Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...]
==>[Sadece forumumuza üye olanlar linkleri görebilirler Tiklayin ve kaydolun...]<== Sorularınız ve sorunlarınız için nocomment@forumini.com mail atabilirsiniz... Bir teşekkürü çok görmeyelim. Emeğe saygı!!! |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Real Madrid,Capello'nun ipini cekti! | kan uykusu | Futbol | 0 | 28.06.07 18:23 |
| La Liga'da 2006/07 şampiyonu Real Madrid | Blackeagle59 | Futbol | 3 | 18.06.07 23:25 |
| Yüzyılın takımı Real Madrid! | Blackeagle59 | Futbol | 0 | 18.06.07 20:14 |
